Kuruluşundan Günümüze EÜ-2 - page 487

Anılar
1171
11.1.22. BARAKALARDA ÖĞRETİM
Prof. Dr. İbrahim KARACA
Ege Üniversitesi 8. Rektörü ve Ziraat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi
Ege Üniversitesi kurulalı henüz çok az olmuştu. (Yıl. 1955) İnanılmaz derecede yer ve mekan sıkıntısı çeki-
liyordu. Bu sıkıntıyı azaltmanın tek yolu vardı: Baraka kurmak. Çoğunlukla kışlalarda görülen, kesiti yarımay biçi-
minde olan saçtan barakalar. Kampus alanı genişti; barakalar nereye kurulmalıydı?
Üniversite Hastahanesi’nin karşısında, yetişkin çam ağaçlarının bulunduğu bir alan vardı. Gözler buraya odak-
lanmıştı, yetkililer burayı seçti. Zaten arsanın mülkiyeti de Hazineye ait olduğundan, belli ki bu konuda sorun çıkma-
yacaktı.
Çamların gölgesinde birkaç baraka…
İçinde derslikler, lâboratuvar, profesör, asistan, memur odaları bulunan barakalar büyük bir sevinçle hizmete
girdi. Sonuçta yeni kurulan ve başkanlığını benim yaptığım Fitopatoloji ve Zirai Botanik kürsüsüne tahsis edildi.
Bir baraka düşünün ki, yazın sıcaktan, kışın soğuktan şikâyet edilen, sobayla ısıtılan, sobanın durup durup
tam ders sırasında tütmeye başlamasıyla öksüren, gözlerinin yaşlarını silen öğrenciler; pencerelerin açılmasıyla içe-
riye dolan soğuk hava ve bunca işkencelere hoşgörüyle katlananlar… Bu koşullarda bile görev bilinciyle duyulan haz
ve mutluluk ve belleklerden silinmeyen anılar…
Bu anılar, bu gün lüks ve konfor içinde öğretim görenlere ithaf edilir.
11.1.23. ŞEVKET FİLİBELİ BİZİ ISITTI
*
Prof. Dr. Fikret CÜREKLİBATIR
Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi
Ben 1960’ın sonu, 1961’in başı gibi Ege Üniversitesi’ne girdim. O zaman Eşrefpaşa Hastahanesi’nin içinde bir
tek oda içerisindeydik. Eşrefpaşa Hastahanesi karşısında bir düğün salonu vardı. Bu salon bize tahsis edildi ve orası
Fizik Tedavi Kliniği; daha doğrusu Fizik Tedavi Salonu oldu. 3-5 katlı bir binaydı. Üst katlar Nöroloji Kliniği idi, orada
hasta yatardı. Biz ise alt katta Fizik Tedavi olarak sadece hasta tedavi ederdik. Tabi eskiden düğün salonu olduğu için
üst katlarda kalorifer vardı; ama alt katlarda yoktu. Dolayısıyla kışın da oldukça soğuk oluyordu.
Bir gün kliniğimize sanayici Sayın Şevket FİLİBELİ tedavi olmak için geldi. Bir gazeteci, hocamıza Şevket
Bey’den ne kadar para alınacağını sorunca, hocamız hastamızdan para alınmayacağını söyledi.
O zamanlar hocamız etüt veya araştırma vakası olarak kağıt imzalatabiliyordu. Ancak daha sonra bize, Şevket
Bey’in klinik için bir şey yaptırmak istediği haberi geldi. Biz de kabul ettik. Arkaya bir pavyon ilave edelim dedik; fakat
belediye, kendisine ait olan bu binaya ek bir pavyon yapılmasına izin vermedi. Bunun üzerine benim aklıma binanın
ısıtma sisteminin geliştirilmesi fikri geldi. Dedim ki; “Şevket Bey buranın kaloriferi yok, biz oldukça sıkıntı çekiyoruz”.
Şevket Bey’de; “Tamam, hemen yaparız” dedi. 1 hafta sonra geldiler ve kaloriferi taktılar.
*
Özlem DEĞİRMENCİOĞLU’nun röportajından
1...,477,478,479,480,481,482,483,484,485,486 488,489,490,491,492,493,494,495,496,497,...582
Powered by FlippingBook