Dünya Renkli Kağıtları
isimlerini alarak Avrupa’ya ulaşır. Bu kağıtlar, İstanbul’u
1575 yılından itibaren ziyaret eden gezginlerce
götürülerek “hatıra defterlerine” (Album Amicorum)
ciltlenirler. Almanca konuşulan Orta Avrupa’da üniversite
öğrencilerinden krallara kadar birçok kişinin yanlarında
taşıdıkları, ziyaret ettikleri dostlarına imzalattıkları bu
albümler günümüzde en eski Türk ebru kağıtlarını içlerinde
barındırırlar ve dolayısıyla ebru tarihi açısından çok
önemlidirler.
16. yüzyılın sonlarında tekniği de Avrupa’ya ulaşan
“Ebru”, rengarenk desen zenginliği, şaşırtıcı tekniğiyle
bir anda ciltçilerin en gözde renkli kağıtlarından biri olur.
Ancak bu eşsiz sanata sahip çıkma arzusuyla, ebrunun
Türk kaynaklı olduğu 17. yüzyılda unutulacak ve ebru
“Marmorpapier” adıyla Fransız veya Alman sanatı olarak
varlığını sürdürecektir. Alman kaynaklarında bulabildiğimiz
en eski ebru tarifi 1600 – 1630 arasından olup, 1630
yılında ölen Alman bilgin Daniel Schwenter’e aittir. Çağın
diğer birçok bilim adamı da kitaplarında ebru tekniğine
yer vermişlerdir. Ebru geçen yüzyıllar boyunca Avrupa’nın
tamamını ele geçirip, Kuzey Afrika’dan Amerika’ya kadar
birçok ülkeye yayılır. Ancak, Avrupa’da 20. yüzyılın ilk
çeyreğine kadar süregelen yoğun ebru üretimi, el emeğini
zorunlu kılan diğer renkli kağıt tekniklerinde de görüldüğü
gibi, çağımızın yeni baskı tekniklerine karşı koyamaz ve
Birinci Dünya Savaşı’ndan 20. yüzyılın son çeyreğinde
yeniden yaygınlaşana kadar ancak birkaç usta tarafından
devam ettirilir.
Tarihleyebildiğimiz en eski örnekleri 1539’a giden ebru
sanatı ilk olarak, bugünkü Afganistan, İran, Özbekistan
üçgeninde ortaya çıkmıştır. 1560’lı yıllarda İstanbul’a
getirilmiş, desenleri geliştirilmiş ve kitap sanatlarında yazı
kağıdı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüze ulaşan
1608 tarihli el yazması bir kitap en eski ebru tariflerini
içermekte, bize o dönem ebrucularının ebru denemelerinde
kullandıkları bitkisel ve madensel malzemeler hakkında fikir
verebilmektedir. Her dönemde ustalarının yarattığı yeni
desenlerle zenginleşen ebru sanatına 17. yüzyıldan itibaren
çiçekli ebrular girer. 18. yüzyılın Hatip ebruları günümüzde
hala sevilerek yapılan diğer ebru desenlerindendir. 20.
yüzyıl son çeyreğine kadar ancak bir iki ustanın devam
ettirebildiği ebru sanatı bugün birçok ustası ve seveniyle
Türkiye’de ve tüm dünyada en gözde kağıt renklendirme
tekniği olarak yaşamaktadır.
Ebruyla birlikte Avrupa’ya götürülen “Siluet Kağıdı”,
İstanbul’da 16. ve 17. yüzyılda üretilen bir diğer renkli
kağıttır. Geometrik ve bitkisel biçimlerde kesilen derinin
ıslak boyayla renklendirildikten sonra katlanmış bir kağıt
arasında ezilmesi ve desenlerin kağıda geçmesiyle elde
edilir. El yazması kitaplarda yazılı kısımların etrafında süs
unsuru olarak karşımıza çıkar.
“Kola Kağıdı” (Kleisterpapier – Alm.) yapımında önce
renklendirilmiş buğday tutkalı hazırlanır ve bu tutkal fırça
yardımıyla kağıda sürülür. Desenler, kuruma aşamasında
kağıt üzerindeki ince kola tabakasına değişik aletlerle
işlenir veya sıvı karışımların sıçratılması yoluyla elde edilir.
17. ve 18. yüzyıllarda yanlış bir tanımla “Kola Ebrusu”
Siluet Kağıdı, 1596 öncesi
Ebru, 18. yüzyıl
Şablonlu püskürtme kağıdı, 20. ilk çeyreği
25
1...,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25 27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,...118